Çeviribilim, yazılı ve sözlü çevirinin teori, betimleme ve uygulamasını konu alan bilim dalıdır. Çeviribilim sahalar arası bir çalışma alanına sahip olduğundan, çeviriye destek olan çeşitli bilim alanlarından destek alır. Bunlar dilbilim, sosyoloji, tarih, karşılaştırmalı edebiyat, felsefe, filoloji, göstergebilim, edebiyat gibi bilim dallarıdır. Çeviribilim kendi içinde farklı alanlara ayrılır, bu alanlardan en önemlisi uygulama ve kuram alanlarıdır.
Çeviribilimin İlkeleri Nelerdir?
Çeviribilimin temel olarak üç ana ilkesi vardır. Bunlar:
Sadakat: Hedef dilde ortaya çıkan çeviri metnin kaynak dildeki metne ne kadar benzediği, çevirmenin orijinal metne ne kadar sadık kaldığı ile alakalı ilkedir. Edebiyat çevirilerinde önemli bir yeri vardır.
Çoğul-dizge: Kuramın amacı, toplumsal düzenin içinde edebiyatın rolünü ve işlevini göstermektir. Kültür, farklı altdizgelerden oluşan bir dizgeler dizgesi olarak görülür. Edebiyat bu dizgenin bir altdizgesidir ve çeviri yazını da edebiyat dizgesinin içinde bulunur. Merkez-çevre ilişkisi düşünülerek çeviri yazının hangi durumlarda merkezde veya çevrede olduğu araştırılır.
Yapısöküm: Bu kuram sözcüklerin içini boşaltmış, “ak”ın aslında “kara” olabileceğini göstermiştir. “Yazar” kavramını öldürmüş, metnin yazardan bağımsız olduğunu, okurla metnin arasına yazarın giremeyeceği belirtilmiştir. Böylece, kendisi aynı zamanda bir okur olan çevirmene de sonsuz bir özgürlük bahşedilmiş gibi görünse de, çevirinin işlemesi için erek kültürün normlarına uygun bir şekilde üretilmesi gerekmektedir.
Çeviribilimin Tarihçesi
Çeviri eylemi dillerin tarihi kadar eskidir ve insanların dillerinin farkılaştırıldığı Babil Kulesi efsanesinde dille birlikte öne çıkan kavramdır. En eski ve ünlü çeviri örnekleri dini yazıların çevirileridir. Bunların içinde en önemlisi Tevrat’ın bilinen en eski Yunanca tercümesidir. Bir teoriye göre, bu çeviri 72 çevirmenden oluşan bir delegasyon tarafından gerçekleştirilmiş ve değerlendirilmiştir.
Bilimin gelişmesiyle birlikte Bağdat’ta matematiksel, astrolojik, astronomik ve aynı zamanda da tıbbi metinlerin çevirisi yapılmıştır. 12. ve 13. yüzyılda İspanya’da bir çeviri okulu kurulmuş, bu okulda, Arapçadan tercüme edilen tıbbi metinlerle bilim transferi sağlanmasının yanı sıra pek çok farklı konuda metinler Arapçadan tercüme edilmiştir.
Matbaanın geliştirilmesiyle çeviride büyük bir hız kazanılmış ve bilgi transferi çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Reform’un kurucusu Martin Luther’in çevirinin sadece kelimelerin tercümesi değil, asıl kelimelerden çıkan anlamların çevirisi olması gerektiğine dair düşüncesi günümüzün modern çeviri anlayışının da temelini oluşturmaktadır.
Çeviri çok eski bir alan olsa da çevirinin bir bilim olarak ele alınması 20. yüzyılın ortalarına doğru gerçekleşmiştir. 1970’li yıllardan itibaren pek çok çeviri kuramcısı, yaptıkları araştırmalarla çeviribilime katkıda bulunmuş, çeviriye ve çevirmene yeni bir kimlik kazandırmıştır. O zamana dek pek önemsenmeyen ve “görünmez” olan çevirmene aktif bir rol yüklenmiştir.
Türkiye’deki Üniversitelerde Çeviribilim Bölümü
Ülkemizde bazı üniversitelerde Çeviribilim eğitimi direkt olarak bir bölüm şekilde verilirken bazı üniversitelerde ise alt bir disiplin olarak gösterilmektedir. İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Atılım Üniversitesi ve Okan Üniversitesi Çeviribilim adı altında eğitim verirken geriye kalan üniversiteler mütercimlik bilim dalı eğitimini genel bir şekilde Mütercim-Tercümanlık adı altında sürdürüyor. Ülkemizde yazılı ve sözlü çeviri konusunda lisans düzeyinde ilk eğitim veren 1983-1984 eğitim yılında açmış olduğu Mütercim-Tercümanlık bölümü ise Boğaziçi Üniversitesidir. Türkiye’de Çeviribilim dışında Yazılı Çeviri Yüksek Lisans Programı, Konferans Çevirmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı ve Yazılı Çeviri Doktora Programı gibi çeviri ile ilgili çeşitli lisansüstü eğitim programları da yer almaktadır.
Tercümanlar, İngilizce öğretmenleriyle birlikte “İngilizce Öğrenmenin Püf Noktaları” konusunda sürekli danışılan dil uzmanları arasındadır. Öte yandan, bu yazının amacı sıfırdan bir dil eğitimi konusunda derinlemesine bir analiz değil, dil bariyerini bir türlü aşamayan bireylere pratik tavsiyeler vermektir.
Yabancı dil öğrenmede püf nokta, İngilizce “exposure” kelimesiyle ifade edilebilir. Türkçeye doğrudan aktaramadığımız bu kelime, haşır neşir olma anlamı taşır. Kendi anadilimizin tekrarlar ve uygulamaların bir ürünü olması gibi yabancı dil öğrenimi de üst üste görmeyi, duymayı veya yazmayı gerektirir. Dil kaslarımız, kendimize uygun bir öğrenme süreci oluşturup sürekli pratik yaparsak gelişecektir.
İngilizce öğrenme sürecinde iki hatanın sık yapıldığını görüyoruz:
Temel dil öğelerini (zamanlar, gramer, vb.) teker teker/birbirinden bağımsız öğrenmenin yeterli olacağını düşünmek
Belirli kalıpları tekrarlamanın (öğrenciyken 50 kez yazdığımız kelimeler) yeterli olacağını düşünmek
İngilizce öğrenmek, farklı dil yapılarını birlikte incelemeyi ve tekrarlar sırasında zihnimize hep farklı bir unsuru (geçmiş zaman, sıfatlar, deyimler, telaffuz, vb.) entegre etmeyi gerektirir.
İngilizce Öğrenmenin Püf Noktaları
1) Okuma
2) Sözlük Kullanımı (Matbu?) (İngilizce-İngilizce?)
3) İlişkilendirme, örneklendirme ve yazma
4) Dinleme
5) Konuşma
Okuma
İngilizcenin sınıf ortamına hapsolduğu ve İngilizce öğrenmenin günlük pratik karşılığının olmadığı ülkemizde (Hollanda değiliz) en çok okuyoruz. Yani kendi dilimiz açısından bir numaralı hobimiz olmasa da yabancı dil öğrenirken dinleme, yazma veya konuşma pratiklerinden ziyade okumalar yapıyoruz. Kaynaklarımız ise, yabancı dil öğrenme amacımıza bağlı olarak çeşitlilik gösteriyor (YDS, TOEFL, başlangıç düzeyinde Oxford hikaye kitapları, vs.).
Okumanın önemini yabana atmıyoruz. Okuduğumuz kaynaklar, yabancı dil öğrenme amacımıza bağlı olarak çeşitlilik göstermelidir. Genel İngilizce için başlangıç düzeyinde Oxford hikaye kitapları okumak, gündem hakkında neyin nasıl anlatıldığını görmek için BBC, Reuters gibi haber sitelerini okumak, daha mesleki bir İngilizce için Wall Street Journal, Economist, Psychology Today gibi yayınları takip etmek, sınava hazırlık için YDS, TOEFL odaklı kaynakları okumak, vb.
Okumada en önemli püf noktası kelime/vocabulary odaklı ilerlemektir. Yani, okumalarımız sırasında notlar (en azından kelimeler) çıkarmak kritik önemdedir. Peki nasıl?
Sözlük Kullanımı (Matbu?) (İngilizce-İngilizce?)
Kullanırken en çok zorlandığımız kaynaklardan başında sözlükler gelir. Bu satırların yazarının “L sözlük” yüzünden İngilizceden soğumak üzereyken Oxford University Press sözlükleriyle tanışması kendisine tercümanlığa giden yolu açmıştır. Günümüzde internet, sözcüklerin anlamına bakmada hızlı bir çözüm sunarken sözlük kullanımında olduğu gibi kalıcı bir öğrenme sağlamıyor. O yüzden İngilizce öğrenirken matbu İngilizce-İngilizce sözlük kullanmak çok yararlı olacaktır. Kelimelerin tanımlarına bu sözlüklerden bakarsanız şunlara ulaşacaksınız:
GELİŞİM: Temel seviyedeki İngilizcemiz, tanımları yorumlamamıza yardımcı olurken zorlandığımız sözcükler, gramer yapıları, vb. bölümlerle gelişimimiz hızlanır. Spor yapmak gibi.
DÜZELTME: Sözlük kullanmadığımızda “yanlış” şekillenen dil öğrenimi doğru bir temele oturur. Örneğin birinden özür dilemek İngilizcede “apologize from sb” değildir. Peki, apologize ile ilgili doğru kullanım nedir? Sözlükler bizi, öğrendiğimiz yabancı dil konusunda bir anadil konuşmacısı kadar geliştirebilir.
PEKİŞTİRME: Dilin tüm unsularını (zamanlar, fiiller, deyimsel ifadeler, vb.) tanımlar ve örnek cümleler sayesinde sürekli tekrarlayıp benimseriz.
Elbette, tanım ve örnekleri inceleyecek zaman ve alışkanlığı yaratırsanız internet sözlüğü de kullanabilirsiniz.
İlişkilendirme, örneklendirme ve yazma
Matbu sözlük kullanırken öğrenilen kelimeleri bir yere not etmek yararlı olmaz mı? Peki, hangilerini not edeceksiniz?
İngilizce öğrenmenin püf noktaları deyince “çağırışım metodu” öne çıkıyor. Bu metot, kelimeleri hızlı ve doğal bir şekilde öğrenmenizi sağlar. Çağrışım metodu, yeni bir sözcüğü/ifadeyi her türlü hayat tecrübesiyle (sevgi, haz, önemseme, karşı çıkma) ilişkilendirme işidir.
Örnek? “Inflitrate” (sızmak) sözcüğüne baktığınızda karşınıza çıkan tanım, hiçbir deneyiminizle ilgili olmayabilir; ancak ana karakterin mafyaya sızdığı Kurtlar Vadisi dizisini, Türk toplumunu şiddete sevk etmekle eleştiriyorsanız İngilizce-İngilizce sözlüğe bakıp size özgü bir örnek oluşturmak ve bunu yazmak yetecektir:
In the series, Polat Alemdar inflitrates into the mafia. (Dizide, Polat Alemdar mafyaya sızar)
Demek ki öğrenilen kelimelerle ilgili örnek ifadeler/cümleler yazmak önemli.
Diğer çağrıım örnekleri Türkçe ve İngilizce kelimelerdeki harflerle oluşturulabilir. İngilizcede öğreneceğiniz “evolution” kelimesi başka bir kelime olan revolution’ın içinde bulunuyor. Aynı içerme durumu Türkçede evrim ve devrim kelimeleri için de geçerli.
“evrim”–“devrim”
“evolution”-“revolution”
Demek ki öğrenilen kelimeleri çağırışım yaratacak şekilde yazmak önemli…
Peki, şu çağrışım metoduna ne dersiniz?
investigate
prevent
state-of-the-art
launch
technology
Bir kelime listesi oluşturun; eylemler/fiiller mavi, sıfatlar niteleme yaptığı için kırmızı, kavramlar/isimler sabit olduğundan siyah olsun. Bunları sadece ilgili sütunlara (verb sütunu, noun sütünü) yazın ki kelimeleri düşündüğünüzde renkleri aklınıza gelsin; isim, sıfat, fiil olduklarını hatırlayın.
Burada fiil+sıfat+isim sıralamasının nedeni, İngilizcedeki cümle kurulumu: S+V+O.
“Sıcak süt severim” ifadesini şöyle dönüştürüyoruz: “I like hot milk.”
Not: matbu sözlük kullanmak ne kadar faydalıysa kelimeleri bilgisayara değil, kağıda aktarmak da o kadar önemlidir.
Dinleme
Biraz eğlenceli bir konuya geçelim… 90’larda yabancı dil öğrenmek için bir ülkeye gitmek gerektiği söylenir; İngilizceyi “iyi” öğrenemeyenler yurt dışı imkanlarının olmamasından dert yanardı… Artık bu diziler, sorununuzun %50’sini kökünden çözüyor. %50’si diyorum; çünkü burada aktif dinleme yeteneğiniz güçleniyor.
Bu dizileri izlerken dikkat etmeniz gereken husus, Türkçe altyazı ile izlememek… Dil öğrenmek için dizi izliyorsanız Türkçe altyazı, sizi sadece tembelliğe iter. En faydalı yöntem şu şekilde: başlangıç seviyesinde olanlar için diziyi önce İngilizce, sonra Türkçe altyazılı izlemek. Orta ve daha yüksek düzeyde olanlar için ise altyazısız izleyip, ikinci seferde İngilizce altyazı eklemektir. 45 dk’lık bir bölümü 2 kez izleyecek kadar vakit ve sabrınız yoksa kısa diziler seçin: “Modern Family,” “How I Met Your Mother,” “Slicon Valley,” “Big Bang Theory,” vb.
Dizilerde öğrendiklerinizi, ikinci adımda (Bkz. 2. İlişkilendirme, yazma, örneklendirme) oluşturduğunuz kaynaklara mutlaka ekleyin:
Örnek: “Kaç dakika kaldı?” ifadesi, bir dizide “How many minutes are left?” yerine nasıl bir günlük kullanımla karşımıza çıkar? Yanıt: “How many minutes to go?”
İngilizce öğrnmenin püf noktaları bizi konuşmaya götürecek diye düşünsek de aslında en önemli gereklilerden biri konuşmanın kendisi. Dolayısıyla, küçük yaşlarda doğru telaffuz için aynı kelimeyi onlarca kez okuyarak tercüman olmuş birinin son mesajı: çekinmeyin 🙂 İyi kaynaklar okuyun, yazılı ve sözlü olarak tekrar edin, dinleyin, ama hep konuşmaya çalışın. Konuşma konusunda profesyonel destek için de birlikte konuşma egzersizleri planlayalım!
Fransızcadan Türkçeye geçen ve sıkça kullandığımız kelimeler hangileri?
Dünyada yaklaşık 200 milyon insan tarafından konuşulan Fransızca, yüzyıllar boyunca pek çok dili etkilemiştir. Latince dilinin ayrılan kollarından biri olan bu aşkın ve sanatın dili, sahip olduğu köklü geçmiş sayesinde pek çok coğrafyada konuşulmuş, pek çok dilden ödünç kelimeler almış, pek çoğunu da ödünç kelimeler vermiştir. Yoğun bir etkileşim halinde olduğu diller arasında Türkçe de ön sıralarda gelmektedir. İki dil arasındaki bu etkileşim Tanzimat dönemindeki batılılaşma sürecinde ülke aydınlarının çevirileriyle en yoğun dönemini yaşamış ve bunun sonucunda Türkçeye Fransızcadan binlerce kelime geçmiştir. Kaynaklara göre sözlüğümüzde yer alan yaklaşık 5 bin Fransızca kelime vardır.
“Transparan” Nedir?
Fransızcayazım şekli “transparent” olan bu kelime “şeffaf” anlamına gelmektedir. Kökeni latince “transparere” kelimesinden gelen bu isim, “içinden öbür tarafı görünmek” anlamına gelen “parare” fiilinin türetilmiş halidir. Türkçemizde de aynı anlamı taşırken Fransızcadan Türkçeye geçmiş kelimeleri tanımlamak için de kullanılır. Sözlüğümüzde yer alan Fransızca kökenli binlerce sözcüğü “transparan kelime” olarak sınıflandırabiliriz.
Fransızcadan Türkçeye Geçen Kelimeler Listesi
Günlük hayatın içinde de sıklıkla kullandığımız birçok kelime transparandır. Pek çoğu orijinal dilindeki telaffuzu ve anlamı koruyarak dilimize geçse de bazı istisnalar mevcuttur. Bu kelimelere şöyle örnekler verebiliriz:
Egoist: Fransızca yazımı “égoïste” şeklindedir. Anlamı “bencil” demektir. Okunuşu Türkçeye olduğu gibi geçse de anlam farklılığı oluşmuştur. Türkçede “kendini beğenmiş anlamına gelen bir sıfat olarak karşımıza çıkar.
Alyans: Fransızca yazımı “l’alliance” olan bu sözcük Fransızcada da benzer anlamı taşımaktadır. Sözlük anlamı “evlenme; dünürlük; nişan yüzüğü; birleşme, bağlaşma, ittifak” anlamlarına gelen kelimenin okunuşu orijinal dilde de “alyans” şeklindedir. Fransızcadaki yaygın kullanımı “birleşme” anlamındadır.
Balkon: Kökeni “le balcon” şeklindedir. Sözcük anlamı “seyirlik, balkon”dur. Okunuşu da anlamı da Türkçeye olduğu gibi aktarılmıştır.
Defile: Yabancı dil yazımı “le défilé”dir. “Dar geçit, boğaz, geçit töreni, defile” anlamlarına gelir. Anlamı ve okunuşu olduğu şekliyle Türkçeye geçmiştir. Fransızcadaki yaygın kullanımı “geçit” anlamındadır.
Fakülte: Orijinal yazımı “la faculté”dir. Sözlük anlamı “yeti, meleke; özellik; yetki; fakülte »dir. Okunuş ve anlam itibariyle Türkçeye birebir geçmiştir.
Karakter: Fransızcadaki anlamı “nitelik, vasıf, karakter, benlik” olan ve “caractère » şeklinde yazılan bu kelime de olduğu gibi Türkçeye geçmiştir.
Lise: Orijinal yazımı “le lycée” şeklindedir. Fransızcadaki okunuşu ve sözlük anlamı Türkçedekiyle aynıdır.
Mağaza: Fransızca yazımı “le magasin” ve telaffuzu “lö magazen” şeklindedir. Her iki dildeki anlamı da aynıdır.
Bu listeye binlerce daha kelime dahil edebiliriz. İnsana ait olan her şeyin değişim ve gelişim içinde olması gibi dil de sürekli bir değişim halindedir. Günümüz teknolojisi sayesinde diller arasındaki iletişim de günden güne artmaktadır. Önümüzdeki yıllarda transparan kelimelerin artışına şahit olacağız.
Türkiye’nin Simultane Çeviri Şirketi
Lingopia’nın Türkiye’nin önde gelen kurumlarına simultane çeviri hizmeti verdiğini biliyor muydunuz? Uzmanlık gerektiren bu hizmet hakkında bilgi sahibi olmak için ilgili sayfamızı ziyaret edebilir; yoksa Fransızcadan Türkçeye geçen kelimeler listesini aşağıda inceleyebilirsiniz.
Lingopia olarak Fransızca çeviri gibi hizmet taleplerinde simultane çeviri ve yazılı çeviri hizmetleri sunuyoruz. Bu gibi yazıları desteklemek için lütfen mesleğimizi anlatan Simultane Çeviri sayfamıza da göz atın!
Bu yazı Trados çeviri programının son sürümüyle ilgilidir. Trados hakkında yeterli bilgiye sahip değilseniz bu yazımızı okuyun.
Bilgisayar destekli çeviri araçlarının en eski temsilcilerinden SDL, Trados Studio 2021 ürünüyle, offline çalışan çeviri profesyonellerinin tercüme, düzelti (bkz. çeviri editörü), proje yönetimi ve terim yönetimi süreçlerini en hızlı şekilde organize etmesini destekleyen sürümü piyasaya sürdü. Dünyanın en sevilen bilgisayar destekli çeviri (CAT) aracının en son sürümündeki yenilikleri birlikte keşfedelim:
Studio’nun bulut tabanlı tamamlayıcısı SDL Trados Live ile artık tüm cihazlardan esnek bir şekilde çalışmak mümkün.
Entegre AppStore ile Studio daha hızlı kişiselleştiriliyor.
Tarihler, saatler, para birimleri ve ölçümler gibi yerleştirilebilir öğeler (İngilizcesi ile placeables) için ayarlarınızı özelleştirme imkanı ile artık geliştirilmiş otomasyon ve kalite güvencesi (QA) mümkün.
Çeviri Kalitesi Değerlendirme (TQA) modülü de, artık her çeviri düzeltisinin hata olarak görülmediği objektif değerlendirme imkanı sunuyor.
Gelişmiş Görüntü Filtresi ile belgelerinizde gezinmek daha kolay.
Bu yeni özellikler ve daha fazlası hakkında bilgi edinmek için tüm yazımızı okuyun:
Beş dil sınırının sonu
Daha güçlü filtreleme
Yeni kısayol olanakları
Studio içindeki AppStore
Daha güçlü performans
Özel otomatik yerelleştirme
Abonelik lisansı
Trados 2021 ve beş dil sınırının çözümü
Trados 2021 sayesinde, yeni bir bilgisayarda bir Freelance sürümü kurduğunuzda artık beş dil seçmek zorunda kalmayacaksınız! Asla kullanmayacağınız dilleri eklemenizin istendiği günler geride kaldı. Sadece bir uyarı: projeler üç hedef dil ile sınırlı; ancak gerekirse her zaman ek projeler de kurabilirsiniz.
Daha güçlü filtreleme
Gelişmiş Görüntü Filtresi (ADF) artık CADF uygulamasından (SDL Community ADF) özellikler içeriyor. Bu uygulamayı hiç yüklemediyseniz, okumaya devam edin.
ADF 2.0’da, İçerik sekmesi Boole arama operatörleri sayesinde filtreleri daha güçlü hale getiriyor. Kaynak ve/veya hedef segmentlerdeki isimleri, terminoloji tutarlılığını ve kısaltmaları hızlı bir şekilde kontrol edip düzeltebiliyorsunuz. Etiketlerin içindeki metni aramanızı sağlayan yeni seçenek kalın yazımlar, yer imleri ve daha fazlasına göre filtre uygulayabilmenizi sağlıyor.
ADF’de Segment, Renkler ve Örnekleme şeklinde yeni sekmeler mevcut. Segment sekmesinin altında, segment gruplarına göre görüntüleme mümkün. Diğer segment filtreleri arasında tek/çift numaralı segmentler (bunun ne kadar yararlı olduğundan emin değiliz), aynı kaynak ve hedef, yorum içeren segmentler ve belirli belirsiz eşleşme aralıkları bulunuyor.
İpucu: MS Word Bölünmüş Pencere özelliğinde olduğu gibi bir dosyanın iki ayrı bölümünü görüntülemek için segment gruplarını kullanın.
Renkler filtresiyle sadece renkli segmenler algılanıp gösteriliyor:
Yeni Reverse ADF işlevi ise örneğin sarı rengin olmadığı tüm segmentleri sunuyor.
En üstteki diğer iki yeni işlev Higlight (bir dizi segmenti filtreleyip ve daha sonra temizlemenizi sağlıyor) ve Oluştur (filtrelenmiş segmentlerle yeni bir sdlxliff dosyası oluşturabiliyorsunuz).
Yeni kısayol imkanları
Artık fare tıklaması yerine klavye kısayoluyla Editör’deki çeşitli pencerelere atlayabilirsiniz. Bu kısayollar esnek; varsayılanlar boş olduğundan doldurmanız gerekiyor. Bunları atamak için File>Options>Keyboardkısayollarına ulaşın, istediğiniz eyleme gidin ve özelleştirilmiş kısayolunuzu girin.
Bu yeni işlev hangi pencerelerde işe yarar? Termbase Araması, Terim Tanıma, Çeviri Sonuçları, ADF, TQA, Concordance ve Fragment Matches.
Neden bir pencere kısayolu tanımlamalı? O pencereye hızla geçmek için! Örneğin, terim listenizdeki bir terimin kaynak segmentinizde vurgulanan ayrıntılarını görmek için, Termbase Recognition’a atlamak için bir kısayol oluşturun, terime ulaşmak için ok tuşlarını kullanın ve ardından açmak için Enter’a (başka bir yeni kısayol) tıklayın. Bu kadar kolay. AutoHotKey’i kullanınca da artık Concordance Penceresine geçebilir, imleci hedef segmente hareket ettirebilir, tüm segmenti kopyalayabilir ve hepsini tek bir kısayolda aktif segmente yapıştırabilirsiniz! Yeni kısayol Ctrl + 0’ı kullanarak da Editör’de aktif bölüme nasıl dönebilirsiniz.
Özelleştirilebilen kısayollar doğrudan sunulmuyor; SDL Trados Studio ideas page üzerinde listeleniyor.
AppStore, Artık Studio’nun İçinde
SDL AppStore’a artık Studio’nun içinden erişilebiliyor! Studio içi AppStore’u açmak için Quick Access Toolbar ekranınızın en üstündeki simgeye tıklayın.
Bir uygulamayı seçin ve bilgileir sağ tarafta açılan bir bölmede okuyun, ardından yanındaki indirme okuna tıklayın. Studio’yu yeniden başlattığınızda eklentiler toplu olarak yüklenecektir.
İpucu: Bir uygulamayı kaldırmak mı istiyorsunuz? Installed plug-ins özelliğine gidip silme sembolünü tıklayın:
Daha güçlü performans
Her yeni Studio sürümlerinde olduğu gibi, bazı işlemlerin öncekinden daha hızlı olduğunu göreceksiniz: Quick Add Term özelliği ve proje ayarlarının açılması fark edilir derecede daha hızlı, segment birleştirme ve bölme daha akıllıyken QA kontrolü yapmak öncekinden daha az zaman alıyor. Proje ve Dosya Pencerelerindeki yeni filtreleme, çok sayıda devam eden projeniz veya bir projede içinde uzun bir dosya listeniz varsa, çalışmanızı da hızlandıracaktır.
Özel otomatik yerelleştirme
Mükemmel bir dünyada, bir dilin tek bir tarih formatı olurdu, hepimiz aynı ondalık ayırıcıyı kullanırdık ve para birimi sembolleri her zaman aynı konumda olurdu. Studio, standart bir tarih biçimini tanıyıp bunu otomatik değiştirme ve QuickPlace özelliğiyle hedef dilde yerelleştirecek kadar akıllı olmuştur. Ancak artık, dil değişkenlerinin ve müşterilerin kendine özgü özelliklerine daha iyi uyum sağlamak için otomatik yerelleştirme işlevini yenilemiş durumda. Yeni otomatik yerelleştirme ayarları belirli bir tarih, sayı, ölçü ve para birimi biçimleri için tanımlayabileceğiniz bir hedef dil stili için tasarlanmış durumda.
Yeni varsayılan ayar şu şekilde:For TM matches, copy the TM format:
Ortaya şöyle bir uygulama çıkıyor:
Para birimleri için varsayılan ayarlar oldukça iyi çalışıyor:
Sonuç olarak, standart olmayan bu tarih biçimi bile artık tanınıp dönüştürülüyor:
Yeni otomatik yerelleştirme ayarlarının, haftanın günlerinden önce gelen uzun tarihlerin yanlışlıkla otomatik olarak değiştirildiği hatayı çözeceğini düşünebilirsiniz; ancak bu durum değişmemiş:
Abonelik lisansı
SDL Trados Live ürünüyle birlikte lisans modları değişiyor. Şu anda, kalıcı bir lisansınız varsa, bulut projelerinize 12 aylık ücretsiz erişim elde ediyorsunuz. Diğer taraftan, bir Freelance Abonelik satın alırsanız, SDL Trados Live Essential ve Studio 2021 yazılımını 295 Euro/yıl ücreti karşılığında kullanıyorsunuz. Studio’yu ilk kez denemek için vaktiniz olsun ancak peşin 695 Euro’luk bir yatırım yapmayayım diyorsanız, bu abonelik iyi bir seçenek olabilir. Bu seçenekle Mac kullanıcıları da SDL Trados Live’ı denemek isteyebilir.
Bir uyarı: Kalıcı lisans sahipleri SDL Trados Live Essential’ı ücretsiz 12 ay sona erdiğinde kullanmaya devam etmek istiyorlarsa yıllık 75 Euro ödeyecekler.
Studio 2021 nasıl satın alınır, indirilir ve yüklenir?
Studio 2021’i SDL mağazasından satın alabilirsiniz. Ülkemizde resmi distribütör BestShop4Techs’in sunduğu fiyatları ve ürün yükseltme seçeneklerini kontrol edebilirsiniz. Umarız bu inceleme, Studio 2021’i ilk kez kullanacaksanız ürünü daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Çeviri Blog’umuzdaki diğer yazıları okumaya devam edin. Çeviri hizmeti almak için bize ulaşın!
Konferans Çevirmeni, uluslararası görüşmelerde farklı dile sahip insanların söylemlerini hedef dile simültane olarak çevirmesidir. Konferans çevirmeni, konuşmacıların mesajlarının bütünlüğünü korurken hedef dilde doğru bir şekilde aktarmakla görevlidir. Konferans süreleri oldukça uzun sürdüğü için, bir konferans çevirmeni, en fazla 60 dakika boyunca simültane çeviri yapar. Bunun sebebi, çeviri eşzamanlı yapıldığından, çevirmenin bir saatten fazla sürede algısının kayması ya da çevirmenin ihtiyaçlarını giderip dinlenmesi için genellikle konferansta iki çevirmen bulunur. Konferans 6 ya da 7 saatten fazla sürdüğü takdirde üçüncü konferans çevirmen görevlendirilir (bkz saatlik tercüman ücreti ve günlük tercüman ücretleri). Bu tür tercümeler, tercümanın kulaklık takan dinleyicilerle birlikte mikrofona konuşarak bir kabin içinde gerçekleşir.
AIIC (International Association of Conference Interpreters) Nedir?
Uluslararası Konferans Çevirmenleri Derneği. Ulusal hükümetlerin, uluslararası kuruluşların veya sivil toplum kuruluşların toplantılarında gerçekleştirilir. Avrupa Komisyonu’nda, konferans çevirmenleri kişisel veya serbest çevirmen olabilir. Ayrıca, Bakanlar Konseyi, Avrupa Konseyi, Bölgeler Komitesi gibi çok önemli kuruluşlar için çalışabilirler.
Konferans Çevirmenlerinin Nitelikleri Nelerdir?
⦁ Yabancı dile kültürel unsurlarıyla birlikte hakim olma
Konferans çevirmeni yeterli bilgiye sahip oldukları konularda görev yaparlar.
Konferans çevirmenliği mesleğinde çevirmenin sahip olduğu kişisel bilgi ve belgeler kesinlikle gizlidir.
Konferans çevirmenleri her koşulda duyduklarını tercüme etmek zorundalardır.
İstisnai durumlar dışında konferans çevirmenleri asla tek başlarına çalışmazlar.
Konferans çevirmenlerinin görevi sözlü çeviri yapmaktır. Yazılı çeviri yapmaz.
Koronavirüs’ün Konferans Çevirmenlerine Etkisi
Tüm dünyayı saran Koronavirüs salgınının en çok etkilediği meslek grubundan biri de konferans çevirmenliğidir. Konferans çevirisi, çok kalabalık bir ortamda ve sözlü olarak gerçekleştiğinden insan sağlığını tehlikeye atacak bu etkinlikler iptal edildiği için COVİD-19 günümüzde Zoom çeviri modülü gibi online ortamlarda gerçekleştirilir. Uluslararası ve yüz yüze olması gereken konferanslar, yurtdışı seyahatlerin engellenmesi sebebiyle farklı çevrimiçi platformlar aracılığıyla yapılmaya başlandı. Örneğin, KUDOS, Interprefy ve Zoom gibi araçlar kullanılmaya başlandı.
Bizden simultane çeviri hizmeti almak ve en iyi konferans çevirmeni kadrosuyla çalışmak için hemen ulaşın!
Ardıl çeviri oldum olası çok ilgimi çekmiştir; fakat bana göre olmadığını çok erken bir dönemde fark ettim. Bu işe yeteneğim olduğunu düşünürsek, zorluklar karşısında kolayca pes ettiğimden değil de (beni tanıyan herkes öyle biri olmadığımı bilir; bana göre her zorluk aşılabilir ve tüm zorluklar karşısında umudumu korurum), “gergin ve endişeli” tarafım (annemin ifadesiyle korkuya kapılmam) yüzünden benden mutlu bir tercüman olmazdı. Bu yüzden mütercim-tercümanlık lisans programını tamamladıktan sonra bu faaliyeti profesyonel hayatımdan direkt çıkardım.
Bu kararı güçlü kişiliğimden ötürü verdim; çünkü hiçbir zaman işini gönülsüzce yapan veya sevmediği bir işte çalışan biri olmadım. Eğer bir işi seviyorsam, elimden gelenin en iyisini yaparım; sevmiyorsam bahane bulurum ve başlamaya bile yeltenmem. Yine de en iyi piyasa uygulamalarını takip etmeye çalışıyorum ve bu bağlamda, yıllardır okuduğum şeyler hakkında düşüncelerimi sizinle paylaşacağım. Bu sefer ardıl çeviri sırasında not alma hakkında konuşmak istiyorum. Burada amacım başarılı tercümanların bazı güçlü yönlerini paylaşmak.
Bildiğimiz üzere, tercümanların dil becerisinden çok daha fazlasına sahip olması bekleniyor. Çevirmenler, hedef diller (genellikle yabancı çalışma dilleri) hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmanın yanı sıra kendi dil ve kültürleriyle birlikte çalıştıkları yabancı dillerin kültürlerine de hakim olmalıdır. Etik ve mesleki ilkeler ile tercümanın bir iletişim aracı ve diller ve kültürler arasındaki köprü olması gibi çeviride önem arz eden başka etmenler de vardır.
Ardıl çeviride not almak, en deneyimli tercümanlar açısından düşünülürse; söylenenleri analiz etme, anlamını çözme ve dinleyiciye aktarma aşamalarında sürekli çaba gerektiren simultane çeviri sürecine kıyasla büyük ölçüde önemsiz görünür. Bununla birlikte, daha az deneyime sahip tercümanlar için not almak, aşılması zor bir engeldir. Bu yazı, bu ikinci tercüman grubu için yazılmıştır.
Not Almada Karşılaşılan Zorluklar
Öncelikle not almanın kusursuz işleyen bir süreç olmadığını net bir şekilde belirteyim. Aldığımız notlar, dinlediğimiz sözlü sunumun yerine hiçbir şekilde geçemez. Bununla beraber, söylediğimiz şeylerin çoğu konuşmanın amacı açısından az öneme sahiptir. Bu durumda, not alma sürecinde tercümanın rolü, söylenenleri ayıklamak ve dinleyicilere yalnızca önemli noktaları aktarmaktır.
Not almak mekanik bir süreç olmamalıdır; çünkü tercümanın notları ne kadar duygudan yoksun olursa çevirinin kalitesi de o kadar düşük olur.
Not almak, dikte etmekle aynı şey değildir; tercümanın, konuşmayı çevirirken hafızasını harekete geçirmesini sağlar.
Notlar kısa sürelidir ve yalnızca konuşmanın yapıldığı sırada, birkaç dakika içinde kullanılabilir. Konuşmacı konuşmayı bitirdiğinde söylenenler tercümanın hafızasında hala tazedir; notlarsa tercümanın hafızasında gezinebilmesini sağlar.
Notlar kişiseldir, bu nedenle yalnızca bunları hızla oluşturan tercüman tarafından belirli bir süre içinde kullanılabilir.
Bir tercüman olarak çok fazla not alırsanız konuşmacının sözlerine dikkatinizi veremeyebilirsiniz. Bu yüzden, çeviriniz ciddi hatalar ve aslında kolayca kaçınabileceğiniz çelişkiler yüzünden üstünkörü bir konuşma haline gelebilir.
Not Almaya İlişkin Tavsiyeler
İşte profesyonel tercümanlara göre alınabilecek önlemlerin bir listesi:
Notlarınızı hızlıca alın ve en önemlisi, doğru kelimeyi bulmaya çalışmakla vakit harcamayın.
Konuşmayı çevireceğiniz zaman anlaşılması kolay ve hafızanızda ulaşabileceğiniz kelimeleri not edin.
Birbirinden ayrı sayfalar kullanmaktan kaçının, aksi takdirde elinizde düzensiz bir dolu kağıt birikecektir. 15’e 20 cm’lik bir not defteri kullanın.
Sayfanın yalnızca bir yüzüne yazın.
Kurşun kalem kullanın.
Notunuzu okunaklı alın. Bu sayede konuşmayı çevirirken stresli olursanız fikirleri anımsamaya çalışmakla vakit kaybetmezsiniz.
Konuşmayı çevirirken her zaman izleyicilerle göz teması kurun.
Uzaktan kolayca okunabilecek, büyük harflerle not alın.
Belirsiz kısaltmalar kullanmaktan kaçının. Örneğin “ind” kısaltması, hem “independently” (bağımsızca), hem de “industrial” (endüstriyel) sözcüğü yerine kullanılmamalıdır.
Mevcut sembolleri kullanın ve konuşma sırasında kolayca tanıyamayacağınız bir sembol oluşturmayın.
Muhakemenizi kullanarak notlarınızın yapısını değiştirin, konuşmanın tutarlılığına ve konuşmacının niyetine her zaman saygılı olun.
Neleri Not Almalısınız?
Şunları her zaman not edin:
Ana fikirler. İkincil fikirler zihinsel yorumlama süreci ve aktarım sırasında zaten hatırlanacaktır;
Fikirler ve bakış açıları. Her zaman algılanması gereken bu konular tercüman not almadığı takdirde ardıl çeviri sırasında aktaramayabilir;
Sayılar. Konuşma için çok önemlidir; her dilde aynıdır ve anlaşılması daha zor olan tarihlere kıyasla not alınması kolay ve hızlı olur;
Özel isimler. Bunları çevirmek zorunda değilsiniz. Tercüman, anlaşılması zor özel isimleri nasıl duyduysa o şekilde not etmelidir. Ayrıca coğrafi isimleri, şirket ve kuruluş isimlerini, kısaltmaları ve akronimleri de not edin.
Teknik terimler. Bu tür sözcükler seyrek görülüp tercümana anlaşılmaz gelebilirler;
Anımsatıcılar. Bunlar çeviri esnasında tercümanın hafızasını canlandırmasına yardımcı elemanlardır;
Bağlantı unsurları. Hafızayla konuşmacının söylediğini bağlarlar. Önemlidirler çünkü fikir dizilerinin yanı sıra karşıt fikirleri de gösterirler;
Neyin, ne zaman olduğu (fiil zamanları). Konuşmayı belli bir zaman içine oturturlar;
Konuşmacı tarafından ifade edilen, konuşmayı anlamamıza yardımcı giriş ve sonuç cümleleri;
Anahtar sözcükler. Dilbilimsel anlamlarından ziyade tercümanın zihninde ne anlama geldikleri (konuşmacının kullandığı bağlamdaki anlamları) önemlidir.
Nasıl Not Almalı?
Bu yöntem, çevrilecek konuşmanın amacına bağlıdır. Örneğin özellikle yeni rakamlarla ilgili bilgilendirici bir konuşmada baştan sona not almak gerekir; fakat yeni olan bir olaysa bir sözcük dahi yeterli olabilir. Açıklayıcı bir konuşmada da baştan sona not almak gerekir; fakat not alınırken aktarılmak isteneni kusursuz bir biçimde açıklayan ayrıntılı yönler esas alınır. Eleştirel konuşmalar ise özellikle bağlantı unsurları ve anahtar kelimeler bakımından yoğun olup daha az bilgiye dayanır.
Notlar, tercümanın iki dili birbirinden ayırmasını sağlayacağından çevirinin yapılacağı dilde (hedef dilde) alınmalıdır. Böylece konuşma hala tazeyken tercümanın motamot bir çeviri üretmesi olasılığı daha düşük olacaktır.
Tercüman not alırken bir terimin hedef dildeki karşılığını hatırlamıyorsa ona takılıp kalmaması ve konuşmada kaybolmaması için terimi kaynak dilde not etmeli ve not almaya devam etmelidir. Böylece tercümanın doğru sözcük alına gelene kadar bolca zamanı olacaktır.
Bazı tercümanlar, çevirilerinde kendilerine yardımcı olacak mükemmel bir semboller sistemi geliştirmiştir. Öte yandan, ülke isimlerini (Almanya için DE, Portekiz için PT gibi) ölçü birimlerini (kilometre için km, metre için m gibi) veya elementleri (oksijen için O, plütonyum için Pu gibi) not alırken kısaltmalar oldukça yararlı olabilir.
Çok Az Ya Da Çok Fazla Yazmak
Tercümanın sözcüklere takılıp kalmaması için olabildiğince çabuk ve az not alması gerekir. Burada amaç, alınan notlardaki bilgilere dayanarak konuşmayı akıcı ve doğru bir şekilde aktarmaktır.
Kısacası tercümanların işi o anki ivedilikle, not aldıkları her cümlenin kısa olması sebebiyle karmaşıklaşır. Bu sanatı iş edinmek isteyenler için iyi bir başlangıç noktası olarak kusursuz yöntemlerden çok kanıtlanmış iyi uygulamalar mevcuttur.